Sosyal Ben

sosyal ben derneği

SosyalBen ne demek?

SosyalBen’in  aslında en kısa tanımı “Ben Sosyal bir bireyim”dir. Bizim doğuştan sahip olduğumuz pek çok yetenek ve ilgilerimiz maalesef diğer insanların bilinçsizliği ve ilgisizliği yüzünden köreliyor. Başarının tek kriteri akademik ya da maddi kazanç düzeyi olarak algılanıyor.İşte “SosyalBen” de bu noktada devreye girip çocukların içerisinde sosyal potansiyelin de ortaya çıkması sonucu başarılı daha da önemli mutlu olacağına inanıyor-

      Çok gençsiniz.Sosyal sorumluluk bilinci ve sosyal girişimcilik fikriniz Nasıl doğdu?

14 yaşında lise öğrenimim sırasında katıldığım bir konferans ile sosyal sorumlulukla tanışarak, dünya üzerinde her çocuğun eşit sosyal eğitim alamadığını ve çocukların özgüvensiz olarak yetiştiğinin farkına vardım. Bunun önüne geçmek için 14 yaşında 5 arkadaşımla birlikte İstanbul’dan Şanlıurfa’ya ulaştık. Şanlıurfa’da bir hafta boyunca 100 çocukla birbirinden farklı atölyelerde bir araya geldik. Çocuklardaki büyük değişimi gördükten sonra verdiğimiz eğitimlere iki yıl daha devam ettik.

Başlattığım bu sosyal sorumluluk projesini büyüterek tüm dünya üzerinde devam ettirmek ve geliştirmek adına Bahçeşehir Üniversitesi  Sosyoloji bölümünü 2011 yılında tercih ettim. Çalışmalarımı Bahçeşehir Üniversitesi’nin desteğiyle öğrenci kulübü olarak devam ettirdim. Gönüllü sayısı üniversitedeki arkadaşlarımla birlikte 20’ye yükseldi. Saha çalışmalarımıza Şanlıurfa’nın yanı sıra farklı şehirleri de ekleyerek yıl içinde daha çok çocuğa ulaşma imkanı bulduk. 2012 yılına gelindiğinde projem “SosyalBen” ismi ile TV8’de yayınlanan “Bir Fikrin Mi Var?” yarışmasında 1. oldum. Yarışma sonucunda gönüllüler olarak, İngiltere’de diğer uluslararası sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldik. İngiltere sürecinden sonra SosyalBen gönüllüleri Afrika’ya uzanarak Gambia’da ilk yurtdışı saha çalışmasında bulundu.

Çalışmalarıma gönüllü bazında tüm üniversite öğrencilerini dahil etmek için 2013’ün Eylül ayında proje SosyalBen Derneği olarak devam etmeye başladım. Dernekleşme sürecinin ardından SosyalBen çalışmalarını yılda 12 farklı noktada uygulamaya başladım. Bunun yanı sıra lise ve üniversitelere konuk olarak 50.000’den fazla gence sosyal sorumluluk alanında eğitimler verdim. İstanbul’da başlayan proje Edirne’den Diyarbakır’a, Amerika’dan Hong Kong’a ve Almanya’dan Makedonya’ya kadar yurtiçi 10, yurtdışı 5 temsilciğindeki 350 gönüllü ile çalışmalarına devam ediyor.

Sosyoloji bölümündeki eğitimimi 3 yılda tamamlayarak, bu süre zarfında yüksek lisans programı için başvurduğum Harvard ve Oxford üniversitelerinden başarılarımdan dolayı kabul aldım. Mezunu olduğum Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları’nda 2015 yılından itibaren sosyal sorumluluk danışmanı olarak iş hayatına başladım. Hong Kong Shue Yan Üniversitesi, başarı öykümü dinlemek için Şubat 2016’da kendisini Hong Kong’a davet etti.

        -SosyalBen gibi birçok proje var. SosyalBen’in farkı nedir?

Bizim temel anlamda en büyük farkımız çocukların sosyal benliklerine ve kimliklerine önem vermemiz. Onun dışında SosyalBen genç insiyatifini de temsil ediyor. Türkiye’nin en genç yaş ortalamasına sahip sivil toplum kuruluşlarından biriyiz. Ayrıca bizim için gönüllülük bir boş zaman aktivitesi değil bir yaşam tarzıdır. Yaptığımız tüm çalışmalarda gönüllü disiplini ve emek ön plandadır. Çünkü çalıştığımız grup çocuklar ve oldukça dikkatli olmamız gereken, kırılgan, hassas bir grup.

 -Saha çalışmaları yapmak için belli şehirler seçiyorsunuz. Bu şehirleri seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

SosyalBen gerçekten çok geniş ve güçlü bir aile. Kendi içimizde pek çok alt ekip ve her birimizin farklı görevleri var. Sahalarımızı Ar-Ge ekibimiz organize ediyor. Mesela bir şehirde ya da bölgede madde bağımlılığında ciddi bir artış var. Hemen Ar-Ge birimimiz o bölgedeki müdürlükler ve belediyelerle iletişime geçerek bizi en kısa zamanda çocuklarla buluşturuyorlar. Tabii birde afet bölgeleri var. Afet bölgeleri için afet bölgesinde çalışmak için “AFAD”dan izin aldık. Biz bu izni alarak “Soma Maden Facia”sından hemen sonra oradaydık. Şu an da her 6 ayda bir Soma’da çalışmalarımıza devam ederek sürdürebilirliği sağlıyoruz. Gene aynı şekilde deprem faciasının 40. gününde Nepal’e de gönüllülerimiz ulaşmıştı ve yılda bir kez olmak üzere Nepal’de de çalışmalarımıza devam edeceğiz.

       -Saha çalışmalarınızdaki eğitimlerinizin içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Saha çalışmalarımızdaki eğitimlerimizin içeriklerini gönüllülerimiz kendi yeteneklerine göre hazırlıyorlar. Tabii bu süreçte pek çok uzmandan pedogoji, öfke-kriz yönetimi ve gidilen bölgenin ya da çalışılacak çocukların özellikleri hakkında detaylı olarak öğrendikleri bilgileri, zaten her zaman hazır olan içerikleri mevcut durumlara göre tekrar güncelliyorlar.Gittiğimiz bölgelerde çocukların keyif alırken aynı zamanda kendilerine gelecekteki yaşamlarında yol gösteren ve vizyonlarını genişleten atölyeler açıyoruz. Genel olarak sahalarımızda yaratıcı drama, yaratıcı yazarlık, icat, müzik, mini sanat, kısa film, satranç, resim … gibi atölyeler açılıyor ve çocuklar sahamızın ilk gününde kendi ilgi alanlarına göre istedikleri atölyede çalışma fırsatı buluyor.Gittiğimiz bölgelerde yaptığımız çalışmalarda atölyelerimizin sürekliliğini artırma hedefini de ön planda tutuyoruz. Bunun için gittiğimiz sahalarda velilerle görüşerek onlara çocuklarının yetenekleri ve ilgileri hakkında bilgi vererek çocuklarının aslında yapabileceği çok şey olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Ayrıca sahamızın son gönünde hazırladığımız gösteriye tüm bölgedeki insanları davet ederek hem çocukların özgüvenin artırmış hem de velinin çocuğunun yaptığı işi sahnede izlemesine olanak tanıyoruz.

     -Çocukların hayallerine dokunurken sizin veya gönüllü arkadaşlarınızın motivasyonunu arttıran bir anınız var mı?

Aslında burada ben ve diğer gönüllü arkadaşlarım anılarını anlatsalar haftalar hatta aylar sürer. Çünkü gerçekten çok özel, anlamlı ve çok gerçek tecrübeler yaşıyoruz. O kadar masum ve heyecanlı gruplarla çalışıyoruz ki. Bir sahamızın sonunda çocuklardan duygularını ve düşüncelerini anlatan bir mektup yazmalarını istedik. Mektupların birinde “SosyalBen le tanışma fırsatı bulamadım ama kesin çok iyi biri” yazıyordu. Bu hikaye bizim içimizi ısıtan yaptığımız işin ne kadar ciddi olduğunu gösteren pek çok anıdan biri aslında.

     -Ekonomik koşullar günümüzde proje gerçekleştirmede büyük bir sorun hatta engel.SosyalBen’in giderlerini karşılarken sponsor bulmakta güçlük çekiyor musunuz?

Ekonomik durum tabii ki de projeyi gerçekleştirme aşamasında önemli bir faktör. Fakat biz hiç bir zaman parayı ön koşul olarak kabul etmedik. Eğer istek, heyecan ve gönüllü varsa dezavantajlı gruplara ulaşmanın yolunu her zaman bulduk. O yüzden sponsorlara ulaşamadığımız zamanlar çok büyük problemler yaşamadık.

    -Sponsorluk dışında giderlerinizi nasıl karşılıyorsunuz?

İlk başlarda kendi tasarımımız olan şemsiyeleri satarak bu işe başladık ve sadece şemsiye satarak Gambiya sahası yaptık. Şemsiye, defter, bardak derken şuan ürünlerimizin yer aldığı SosyalBenStore’umuz var. Ayrıca hem sosyal sorumluluğu anlatıp gönüllülüğü çok genç yaşlara indirerek yaygınlaştırdığımız hem de gelirinin tamamını SosyalBen Derneği’ne aktardığımız bir SosyalBen Akademi var.

     -Sizin çalışmalarınızın dışında ,çocuklar SosyalBen olmak için ne yapmalılar?

Aslında her insan doğuştan SosyalBen olarak dünyaya geliyor fakat maalesef yetişkin dünya bizi belli kalıplara sıkıştırarak içimizde SosyalBen’i çok kısa sürede öldürüyor. Öncelikle yetişkinler çocuklara güvenip, şans vermemeliler. Çocuklara hata payı bırakmalı ve onların yeni şeyler denemesine ortam hazırlamalılar. Çocuklar zaten o kadar meraklı ve yeniliğe açık ki. Aslında tek istekleri biraz daha kendilerine tanınan geniş alanlar. Onun dışında çocuklarımızda ilgilendikleri ve sevdikleri şeylerde ısrar etmeliler ve sürekli istedikleri, hayal ettikleri geleceği düşünüp onun için çalışmalılar. Evet dersler ve akademik yaşantı önemli. Ama hiçbir şey kendimizi mutlu hissetmemizden daha önemli değil.

     -Bir de sanırım SosyalBen Akademi diye bir oluşum var.Biraz bahseder misiniz?

Ülkemizde maalesef gönüllülük faaliyetlerine katılım %4 düzeyinde ve bu oranın önemli bir kısmını üniversite öğrencileri oluşturuyor. Ki üniversite öğrencilerinin sosyal sorumluluğu öğrenmesi bir yıl sürse daha sonra vize, final, proje, staj vs. ile uğraşmaktan neredeyse sosyal sorumluluğa hiç vakit ayıramıyor. Biz bu yüzden üniversitenin de sosyal sorumluluğa başlamak için geç olduğunu düşünüyoruz. O yüzden ortaöğretim yaş grubuna hatta daha küçük gruplara bir sosyal sorumluluk projesinin yazımından, bütçelenmesine kadar bütün detayları Türkiye’nin dört bir yanında ki alanında tecrübeli danışmanlarımız çocuklarımıza öğretiyorlar. Sonrasında ise çocuklarımızın projelerini gene danışmanlarımız çocuklarımızla birlikte hayata geçirerek ve sosyal sorumluluk projesi tamamlanmış oluyor. Bu sene en başarılı öğrencilerimizi sömestr tatilinde Avrupa’ya götürerek Avrupa’da ve Dünya’da bu işin nasıl yapıldığını yerinde görmüş oldular.

     -Şimdiye kadar kaç öğrenciye ulaştınız?

Türkiye’de 32 şehirde düzenli çalışmalarımız devam ediyor, dünyada da 6 farklı ülkede çalıştık. Toplam 16.600 öğrenciyle mutluluk ve yardımı paylaştık.

     -SosyalBen ekibi olarak bundan sonraki hedefleriniz neler?

Bizim aslında tek hedefimiz var. Dünya’da ulaşılmadık dezavantajlı çocuk ve bölge bırakmamak. Dünya’da savaşlar ve önyargılar olduğu sürece de bu hedefimiz değişmeyecek.

     -Genç bir sosyal girişimcisiniz.Girişimcilik adına neler söylemek istersiniz?

Girişimcilik harika bir serüven, fakat diğer serüvenlerden farkı çok yokuşlu, yorucu ama bence girişimciler de bu tempodan besleniyorlar. Girişimciyi girişimci yapan inandığından vazgeçmemesi ve etrafını da inandırması. Sosyal girişimci bir kadın olduğum için çok mutluyum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir