Müge Çevik Koçluk ve Danışmanlık Hizmetleri

İş hayatının içinde tanıştığı “koçluk” kavramını hayatının her alanına taşıyan ve başka birey ve kurumlara da tanıtmak amacıyla eğitimini bu konuda derinleştiren Sevgili Müge Çevik ile iş yaşamı, mutluluk kulübü ve koçluk üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

* Uluslararası satış ve pazarlama ile ilgili çeşitli pozisyonlarda yıllarca çalıştıktan sonra neden koçluk ve danışmanlık hizmetlerini seçtiniz?

Profesyonel hayatla ilişkimin bitmesine karar verince koçluk güzel bir teknik olarak belirdi. Tüm bildiklerimi kullanabileceğim ve aktarabileceğim bir metot olarak koçluğu öğrenmek istedim. Özellikle kurumlar için hem profesyonel bilgimi kullanmak hem de farklı bakabilmek için seçtim.

* Son yıllarda koçluk ve danışmanlık hizmetleri çok yaygınlaştı.Yurtdışıyla kıyasladığımızda ülkemizi bu konuda nerede görüyorsunuz?

Evet, metodoloji olarak koçluğun gücü kendini kanıtladı. Ama bence hala bir o kadar da eksik.  hala çok zihinde konumlu buluyorum, işin içine biraz daha insana dair duygu, beden ve ruh boyutunu da katmalı bence.Ülkemizde ise, her popüler iste olduğu gibi ,hızla parladı. İçi boş eğitimler ile pek çok koç yetişti ama şimdi çok az isim bu işte barınabildi ve parladı.

* Mutlu olmayı başarmış olmalısınız ki mutluluk kulübü seminerleri veriyorsunuz.Peki sizin mutsuz olduğunuz anlar olmuyor mu ve bununla nasıl baş ediyorsunuz?

Kitapta anlattığım gibi, bu bir yolculuk. Varmak diye bir şey yok, yolda olmak diye bir şey var. Benim için de böyle tabii ki. İnsanız ve hepimizin kendince sorunları, üzüntüleri illa ki var. Benim bunların üstesinden gelme şeklim ve hızım ortalamanın üstünde olabilir ama bitti demek imkansız. Ben o durumlarda daha fazla kendime odaklanıyorum, kendimle çalışmalar yapıyorum. Ben yapamazsam hocalarımla çalışıyorum. Kendime şahitlik etmeye ve kendimi gözleme aşamasına gelmeye özen gösterip bildiklerimi uyguluyorum.

* Sizce geçmişten gelen geleneklerimizi terk ediyor olmamız yani toplumsal yaşantının dejenere olması insanların mutluluğunu etkiler mi?

Geleneklerden bazısı insanı güçlendiren şeyler bence. Özellikle çocukların kalabalıkla yetişmesi, anneanne, amca, kuzenler vs vs görmesi büyürken zenginleşmesi ve hayata karşı daha donanımlı olması ence çok önemli. Dayanışma, ait hissetme güvenlik duygusu veren bir şey ve tabii ki bunun mutlulukla ilişkisi var. Dejenerasyon olarak ne gördüğümüze iyi bakmak lazım. Katılık ve esneyememek, yeniliğe ayak uyduramamak da bir o kadar mutsuz eder insanı.

* Kişilerin birbirinden memnun olması mutlu olduğu anlamına gelir mi?

Hayır, insan mutluluğu kendi içinde yakalayamazsa dışarıdan bulması imkansız. Dışarıdan bulduğu ancak tatmin, memnuniyet vs olur, o da ne kadar sürer bakmak gerek. Mutluluk için fazlası şart.

* Sizce anlık mutluluklarla, sürdürülebilir mutluluklar elde edilebilir mi?

Anlık şeyler daha fazla sevinç, haz, coşku olabilir. Ama bunlar ile kalıcı bir durum sağlamak imkansız çünkü hayatın içinde her an her saniye başımıza bir şey gelebilir.  Benim mutluluk tanımım duygudan çok daha geniş bir yelpazede ruhsal durum olduğu için anlıktan çok öte bir şeyden bahsediyoruz.

* Mutluluğun öğrenilebilir olduğunu söylüyorsunuz.Bu bağlamda kadınlarımıza ne gibi önerileriniz var?

Neden sadece kadınlar mı öğrenmeli? Kadınlar öğrenirse, mutlu çocuklar yetiştirir diye belki. Önerim fark etmeleri. İhtiyaçlarını anlamayan insanların mutlu olabilme şansı yok. Biraz daha öze sadık, kendine ve ihtiyaçlarına sadık kalsınlar ki, içlerinde hayat ile mücadele edecek gücü yakalayabilsinler.

* Şöyle demişsiniz; “Neyi başarmış olursam kısmen ölümsüz, ne yaşamış olursam hakkıyla yaşamış olurum.”Mutluluk kulübü kitabınızın çok satanlar arasında yer alması bu durumda sizi başarmış ve ölümsüz kılıyor ne dersiniz?

Çok iddialı olur sanırım. Sorguladığım şeylerden biriydi ölümsüzlük. Sanırım artık ölümsüz olmakla ilgili konumu aştım. Ölümün bir son değil, yaşamın bir başka yüzü olduğunu kavradım. Akışla ilerleyince o kadar korkutucu gelmiyor. Başarıdan çok kişisel tatmin ve doyumdan yanayım artık. Beni doyurdu mu diye sorarsanız , evet ben hem yazarken hem de sonrasında çok şey öğrendim mutluluk kulübünden. Yazdıklarımı yaşıyorum diyorum zaten kitapta da.

* Son olarak size hayatınızı geri sarma şansı verilseydi, bulunduğunuz konumdan farklı bir yerde mi görürdünüz kendinizi?

Hayır, şuan her kimsem ve neye sahipsem şükürler olsun. Ne geri gitmek isterim ne de başka bir şey. Olduğu gibi harika.

* Hikayesi Girişim üyelerine girişimcilik ve evden çalışma ile ilgili attığı adımlarında neler önerirsiniz?

Kalplerini dinlesinler. Akılın sınırları var, kalbin yok. Akıl, işleri yolunda tutmak için önemli ama insanı dağları deldirmez olmazı oldurmaz, bunu yaptıran kalptir, tutkudur. Akıl korkaktır bilmek ister, kalp delidir sadece ister, ne olursa olsun ister, eğer gerçekten isterse.

Hikayesi Girişim ailesinde yer aldığınız ve kadınlarımıza örnek olduğunuz için teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir