Eşitlik İş Demektir Ama Hep Emeğe Saygı Ve Sevgi İle

Eşitlik İş Demektir Ama Hep Emeğe Saygı Ve Sevgi İle

Sevgili Hikayesi Girişim Okuyucuları,

Benim hikayem İstanbul’da başlıyor. Ayrılmış genç bir anne ve babanın çocuğu olarak, muhteşem bir anneanne ve dede tarafından yetiştirildim. Şansım aslında büyüklerimin beni her zaman çok sevmesi oldu. Sevgi hayattaki en itici güç olduğu için sanıyorum hayattaki pozitif duruşumu buna borçluyum.
Beni büyüten anneannem 1917 doğumlu ama Robert Lisesi mezunu, çok azimli bir kadındı.

”Hayata nasıl bakmam gerektiğinin ilk ipuçlarını ondan edindim.”

Evin her türlü işleri ile kendisi uğraşır ve beni her yere yanında götürürdü. Ondan çok şey öğrendim. Hayata nasıl bakmam gerektiğinin ilk ipuçlarını ondan edindim. Dedem ise saat sabah 5’te kalkan, çayı ve kahvaltıyı hazırlayan, zaman zaman evde un helvası yapan, karısından rica ile su isteyen, hastayken tüm işleri gören, muhafazakar, çok yardımsever ve ailesini çok seven ve sayan çok başarılı bir iş adamıydı. Sabah onunla kalkardım. Beraber çayı koyar, sonra gazetelere bakardık. Ne öğrendin onlardan derseniz, en çok disiplini olmayı, insanları sevmeyi, hakkını korumayı, doğru ve dürüst olmayı ve asla yalan söylememeyi öğrendim. Bana sen çalışacaksın, okuyacaksın ve iş kadını olacaksın derlerdi. Ben ailenin ilk üniversite mezunuyum. Evimizde kurallar vardı, sevgi ve saygı vardı.

Babamla çok vakit geçiremedik

küçükken ama bir eril güç olarak benim için her zaman orada olduğunu bilirdim. Annem ise benim eğitimime büyük katkıları olmuş bir kadındı. Hangi sınava gireceğime, hangi okula gideceğimi düşünür, planlar, öğretmenlerim ile konuşur, eğitim ve sosyal hayatımı takip ederdi. Gitar çalmam, tenise başlamam, okumayı sevmem, kültürlü olmayı önemsemem annem sayesindedir. Küçüklüğümde ne yaşadıysam hepsi benim bugünümü yarattılar diyebilirim sizlere.

”Birbirimize asla hava atmaz, marka bilmezdik ve azla yetinmeyi bildirdik.”

İlkokula Maçka İlkokulu’nda gittim. 80 kişilik sınıflarda okuyorduk. Devlet okulu olduğu için her kesimden öğrenciler mevcuttu. Birbirimize asla hava atmaz, marka bilmezdik ve azla yetinmeyi bildirdik. Zaten zenginlikten konuşmak ayıp idi bizim evde. Nerelisin, ayakkabı hangi marka değil, dersine çalıştın mı diye sorardık birbirimize. Bizimkiler hiçbir şeyi çöpe atmaz, bizlere gereğinden fazla üst baş almazlardı. Dersimize çalışırdık, bizim görevimiz oydu. Televizyon yeniydi, fazla seyretmezdik zaten, akşam saat 8 yatak vaktiydi. Tartışılmazdı.

Öğretmenimiz çok ödev verirdi, mutlaka yapmalıydık. Yoksa fena halde azar işitirdik. Çalışkan bir öğrenci olmamdan dolayı diyebilirim Avusturya Kız Lisesi’nde 8 yıl okudum, Almanca ve İngilizce öğrendim. Disiplinli olmak hayattaki duruşunuzu belirleyen, yaptığınız tüm işlerde başyardımcınız olması gereken, kazanılan bir özellik.

”Ben hem evde hem de bu okulda bu konuda oldukça fazla eğitim aldım diyebilirim”

Ben hem evde hem de bu okulda bu konuda oldukça fazla eğitim aldım diyebilirim. Ha bir de bugünün işi yarına kalmamalıydı. Verilen ödevlerin zamanında yapılması, sınıf içerisinde bir konu üzerinde konuşmak, tartışmak ve karşıt fikirlere saygı duymayı öğrenmek, görüşlerinizi söylemek ve başkalarının fikirlerine saygı göstermek bu okulun bana kattığı en önemli özelliklerdir.

Avusturya Lisesi’nden sonra, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazandım. Üniversite hayatım benim için çok değerli oldu, çünkü bu okulda özgürlük ortamında kişinin kendi çalışma zamanını kendisinin belirlediği, öğretmenlerinizin size yetişkin gibi davrandığı ve özgür bıraktığı, sınav stresinden uzak bir 5 yıl geçirdim. İyi bir İngilizce öğrendim.

Çok okumayı, kütüphanede sabahlamayı, araştırmayı ve proje yazmayı Boğaziçi’nde öğrendim.
Üniversite hayatımın ve öğretmenlerimin bana çok şey kazandırdığını düşünüyorum. Ortam sayesinde özgür düşünceyi ve düşünceleri bir araya getirmeyi proje yaza yaza Boğaziçi’nde öğrendim. Sınavdan çok kütüphane çalışması esas sayılırdı ve yazdıklarınızı konuşmak ve tartışmak. Bu benim iş hayatımda önemli bir yeri oldu. Her zaman birlikte çalıştığım arkadaşlarım ile bir ekip olabilmeyi başardığımı ve onların iyi yönlerini ortaya çıkarmaları için fırsat oluşturduğumu düşünüyorum. İyi bir mentor olduğumu düşünüyorum.

”1989 yılında mezun olduktan sonra, bir süre otelcilik yaptım.”

1989 yılında mezun olduktan sonra, bir süre otelcilik yaptım. Otelcilikte müşteri karşılama, para alıp verme, müşteriyi memnun etme, uğurlama, sorun çözme gibi konularında çalıştım. Ancak otelcilik o zaman Irak savaşı nedeniyle oteller bomboş kalınca ve bir başka şirketten çok iyi bir iş teklifi gelince 5 yıl çalıştığım bir şirketin parfüm ve kozmetik bölümünde çalışmaya başladım. Hızlıca görev alanım genişledi ve departman müdürlüğü ve daha sonra Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundum. Yine Azerbaycan ve Gürcistan Duty Free mağazalarının açılışı süreçlerinde görev yaptım. Birçok ülkeye seyahat etme şansını yakaladım. Bir çok yabancı firmanın yetkilileri ile mesaim olduğu için o kültürleri tanıma fırsatım oldu. Bu da benim için, iş hayatımda yeni ufuklar açılmasına neden oldu.

”Diş Dostu Kalite Markası’nın (The Happy Tooth” Türkiye temsilciliğini yapmaktayım.”

Bu arada, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde İşletme Master’ımı tamamlayarak, iş hayatımdaki kazanımlarını pekiştirdiğimi düşünüyorum.
Halen İsviçre Zürih Üniversitesi’nin sahibi olduğu Diş Dostu Kalite Markası’nın (The Happy Tooth” Türkiye temsilciliğini yapmaktayım. Sosyolojiyi çok kullanıyorum. Diş Dostu Lisans markasını Türkiye’nin önde gelen bir çok şekerleme firmasının bilimsel testlerden geçmiş, ağız ve diş sağlığına zarar vermeyen ürünlerinin kullanımı için vermekteyiz. Tüketici ağız ve diş sağlığını geliştirsin diye hem ürün üzerinden, hem de Diş Dostu Derneği üzerinden bilgileri aktarmaktayım. 150 gönüllü diş hekimi, öğretmenler, çocuklar ile çalışıyorum. Her sayısında ünlüler ile yaptığımız röportajların yer aldığı bir dergimiz var. Kamu spotumuz hazırlandı ve yayına hazır. Koruyucu ağız ve diş sağlığı konusunda ilk ve tek STK olma özelliğimizi koruyoruz.

”BPW İstanbul İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği ise”

benim hayatımın önemli bir parçası. İstanbul Kulübü’nün 6 yıldır başkanlığını yürütüyorum. Harika kadınlar ile birlikteyim.
Kadınların çok daha iyi işlerde çalışması, güçlenmesi, iş yerinde Yönetim Kurullarına yükselmesi, aynı iş için erkekler ile eşit ücret alması, hukuk önünde ezilmemesi, özgüven dolu olabilmesi için bir dayanışma ağı oluşturarak daha mutlu bir hayat yaşamasını arzulamakta ve bunun için her gün gayret göstermekteyim.

Ben de öğreniyorum, BPW sayesinde müthiş kazanımlar elde ettim, yurtiçinde ve yurtdışında çok değerli kadınlar ile tanıştım. Genç kadınların ayrımcılığa uğramaması ve haklarını koruması için onlar ile konuşuyor, mentorluk yapıyorum. Yavaş yavaş ileriye gidiyoruz ama bir gün mutlaka toplumsal eşitliği kazanacağız inanıyorum.

Tüm kadınlara buradan seslenmek istiyorum. Hayatta mutlaka bir şeyi çok isteyin, kafaya takın, çalışkan olun, azimli olun, elinize aldığınız hiçbir iş yarım kalmasın, onu bitirmek için her yolu deneyin, ama bitirin, yaptıkça kendinize güven gelecektir. “Ben bunu yapamam” cümlesini hayatınızdan çıkartın çünkü yaparsınız. Cesur olun ama akıllıca. Bir dili mutlaka iyi öğrenin.

”Dil bilirseniz bir çok bilgiye ilk elden ulaşırsınız.”

Dil bilirseniz bir çok bilgiye ilk elden ulaşırsınız. Her tür kitap okuyun kendinizi geliştirmenin yollarını arayın. Sevin mutlaka, işinizi sevin. Aileniz en değerli varlığınızdır ve büyüklerden örnek alın. Onların söylediğine kulak verin. Kendinizi geliştirebileceğiniz en önemli ortamlardan bir tanesi Sivil Toplum Örgütleri’dir. Kendinize uyan ve sevdiğiniz bir konuda çalışan bir STK sizin hayatınızda olmalı. Orada çevre edinirsiniz. Bir işe yaramak insana çok iyi gelir. Size nasıl kapılar açacağı hiç bilinmez.

Size sadece kadın olduğunuz için verilen işlere şüphe ile bakın. Becerilerinize değer verilsin, bilginiz saygı görsün, işiniz beğenilsin. Kadın olduğu için, bir çok şirkette kadınlar basamak atlayamıyorlar, en kötü işler onlara yaptırılıyor, ilk onlar işten çıkartılıyor, daha az maaş onlara veriliyor. Kadınlara yapılan ayrımcılığa sesinizi yükseltin. Evinizde bunu uygulayın.

Toplumsal cinsiyet eşitliği her alanda kazanılması gereken önemli bir konudur. Ayrımcılığı önlemek konusunda çok çalışmalıyız, bunun için bilgilenmeliyiz, bir arada olmalıyız ve mutlaka birbirimize destek vermeliyiz. Kendinizi eve bağlamayın, dışarı çıkın, öğrenin bakın neler oluyor.

Ümit, sevgi ve emek size çok iyi gelecek.

Selda DİNÇER

 

 

Bir Yorum Bırak


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir