Bingo:Kendinize İnanın!

İnsanın hayattaki yolculuğu, bazen kendini var etme üzerine kuruluyor.

İlkokul 1’deyim. Yazı yazmayı öğreniyorum. Kurallar var sağ elle yazacaksın. Yoo ben bir bakıyorum ki sol elle yazıyorum, çok da güzel yazıyorum. Bingo solağım! Hayır. Sağ elle yazmak zorundaymışım. Bu bir eksiklik gibi öğretmenim tarafından sağ ele zorlanıyorum. Yeri geliyor cezalandırılıyorum. Ama sol elle yazmaktan hiç vazgeçmiyorum. Bugün hala yazıyorsam, o günler sayesinde.

İlkokul 5’teyim. “R ve L” harfini “Y” olarak söylüyorum. Hani şu Beyaz’ı sempatik kılan diksiyon bozukluğu heh işte o. Hayatta alay edilmek ne ilk o zaman öğreniyorum.

Arı mı, ayı mı?

Hangisi diye soran çocuklara cevaplarımı hep çaresizce veriyorum. Hep aynı cümleler yankılanıyor kulaklarımda; “R de bakayım ahaha bak diyemedi” Hatırlıyorum ilk kez o gün sorguluyorum; Allah’ım ben neden böyleyim diye. Olmaz diyorum. Gidip kendime diksiyon kursu buluyorum. Bakın KENDİM buluyorum. İlkokul 5’teyim! Yıllarca diksiyon/tiyatro kursuna gidiyorum. Düzeltiyorum konuşmamı ve gözünüz aydın diyorum rahat edebilirsiniz artık R ve L diyebiliyorum.

Oldu galiba normal bir insan oldum artık diyorum. Yine bingo! Toplum beni bu sefer de bir yere sığdıramıyor çünkü fazla şişmanmışım. Arı mı, ayı mı gidiyor bu sefer de AYI geliyor.

Ben boşuna mı ARI demeyi öğrendim?

Toplum da taksit taksit söylüyor. Yeme, çok yiyorsun, sığar mısın oraya, zayıflasan güzel kızsın, niye bu kilo, sen kilolusun yapamazsın, seni kimse sevmez bu halinle. 12 yaşımdan 24 yaşıma bu sözlerle geliyorum. Sonra fark ediyorum; herkes birşey biliyor hayatta ama kimse insanın ne yaşadığını bilmiyor. Sonra bu kez de diksiyon kursu bulan küçük kız gibi gidip doktorumu buluyorum ve ameliyat oluyorum. 60 kilo veriyorum. Evet evet bu sefer toplum artık susacak, artık ben de normalim diyorum. Daha geriye ne kaldı ki diyorum?

Ve BİNGO!

Toplumun hiç susmayacağını o zamanlar anlıyorum. Bu sefer de hayat içerisinde güçlü bir kadın olarak kendini var etme mücadelesi başlıyor. Meğer bu sadece benim mücadelem değil; insanlığın mücadelesiymiş anlıyorum.

Ve insan sadece inanırsa ayakta kalabilirmiş.

Tam 1 sene önce yaşam bloguma böyle yazmıştım.

Bugün geriye dönüp yolculuğuma baktığımda her şeyi daha net görüyorum.

İlkokul 1’deki Gamze’ye inandığım için sol elle tuttuğum kalemim güçlü ve hayatımı yazarak kazanıyorum.

İlkokul 5’teki Gamze’ye inandığım için hala arada kelimeler kaçsa da konuşma yapmaktan çekinmiyorum hatta bana etkinlik sonrası ne kadar güzel konuştun dediklerinde gözümün dolması bu yüzden. Başarmış küçüklüğüm meğerse bugün anlıyorum.

Hayatını bir ameliyat masasına koymaya cesaret eden kadına inandığım için bugün çok tüm zorlu yollara rağmen sağlıkla nefes alabiliyorum.

Kendime inandığım için bazen tökezlesem de hep yeniden başlıyorum.

Çünkü biliyorum.

Hayat bir mücadele. Evde, sokakta, işte. O yüzden hep inanın diyorum. İnanın ki mücadele gücünüz olsun, inanın ki insanları değil kendinizi duyun, İnanın ki tüm yolculuğunuz güzel olsun.

Not: Hayatta güçlü, başarılı çocuklardan önce vicdanlı çocuklar yetiştirmeyi de unutmayın 🙂

Gamze NURLUOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir