close
umut

Bir süre sonra tüp bebek tedavisi 2.kez denendi..

Bu kez hep yatmadım transfer döneminde, kalktım, gezip durdum evin içinde..

Doktor bu kez şansınız daha yüksek dedi ya, içimde başka bir heyecan vardı.

Her sabah Kadınlar Kulübünde benim durumumda olan ve tedavi görenlerin sayfasını okuyordum, mutlu haber alanlar vardı 2.denemelerinde, iyice umutlanıyordum. Umutlanıyorum demişken, kızım da olsa oğlum da olsa adını ”Umut” koymaya karar verdim tam da ismiyle müsemma, umut olsun bana istiyorum.Kocamın itirazı yoktu isim konusunda sadece benim için üzülüyordu. “Çocuğumuz olmasa da mutluyum ben seninle, olmasa da olur üzme kendini “diyor ama eşim  çocukları çok seviyordu, biliyordum. Arkadaşlarının çocuklarını o kadar seviyordu ki “Allah’ım benim için değilse de onun için bir evlat ver “diye dua ediyordum..

Dua deyince; iş yerinde, akrabalarımın içinde durmadan benim için dua edenler vardı, beni her gördüklerinde “sabret, yanında kar tanesi kadar olan bebeklerden sana da gönderecek bir tane “diyorlardı, sadece gülümsüyordum.

Geçen sefer öğleden sonra gidebilmiştik hastaneye , bu sefer sabah erkenden hazırdım,uyku tutmamıştı. Sabah kalkıp şu evde yapılan testlerden birini yaptım, negatifti ama hemen çıkmaz demişlerdi zaten, o nedenle kan testi istiyordu doktor.

Giyinip hazırlandım, hemen gitmek istiyordum hemen.

Bu sefer transfer dönemi için rapor almıştım, raporun süresi ertesi gün bitiyordu, pozitif çıkarsa ofise gidip “ben artık gelmeyeceğim “diyecektim, ya negatif çıkarsa?

Ve negatif çıkmıştı.

Bu kez de olmamıştı.

Hastaneden eve gitmek bile istemiyordum, oturup kaldım bir müddet bankta… ”Bir daha yaptıralım, bir daha versek kanı” diyordum eşime… Kocam ise “eve gidelim, birkaç gün sonra yine geliriz “diyor ve sanırım ağlıyordu…

3.kez (yok aslında 4. oluyor çünkü tüp bebekten önce bir de aşılama yapılmıştı) denemek için 2-3 ay zaman istemişti doktor… Vücudum dinlenmeliymiş ama ben o kadar beklemek istemiyorum ki..Zaten 30 gün geçecek aradan, sonra ilaçlı tedavi dönemi, transfer dönemi, istemiyordum çok uzun,  gelecek ay tekrar denemek istiyordum. Bu arada başka bir doktora gitmeli diye düşünüyordum. İki kez denendi olmadı zaten, belki bir başkası daha başarılı olur, internette tedavi görüp sonuca ulaşanların doktorlarını mı araştırsam, onlardan birinden mi randevu alsam gibi sorular kafamın içinde uçuşuyordu.

Annem çok üzülüyordu durumuma, ben üzüldüğüm için üzülüyor, o da biliyor çocuğumuz olmasa da iyi anlaşan ve mutlu bir çift olduğumuzu, ama o bebeği çok istediğimi biliyor, annelik işte elinden bir şey gelmiyordu ve hep hüzünlüydü gözleri…

Babam biraz da yetişme tarzının getirdiği bir mesafeyle olanı biteni benden değil de annemden öğreniyor,bana bir şey sormuyordu bu konuda, kim bilir belki de ben rahatsız olurum diye… “Babam bir gün televizyon programına çıkan bir doktorun, çalıştığı tüp bebek merkezinin telefonunu almış, belki gideriz diye. Canım babacığım beni düşünüyordu. Her şeyin bir zamanı var ben de biliyordum, insanın yazısında ne varsa geliyordu önüne…

Bir de bu dönemde çok kilo almıştım. 38-40 beden giyen ben 44 bedene çıkmıştım, ilaçlar,iğneler, hormonal karmaşa, transfer dönemlerindeki hareketsizlik, hiç alışık değildim kendimi böyle görmeye, üzülüyordum. Yeni bir şeyler almak gerekiyordu çünkü bir müddet daha işe gitmeliydim. Ben evde kalmak istiyordum aslında, sessizlikte kafamı dinlemek, susmak ve okumak için… Ama çalışmalıydım çünkü tedavi çok maliyetliydi. Allah herkese yardım etsin, biriktirdiklerimiz erimişti, kredilenmiştik bankaya, neyse bebeğimiz gelsin de, daha çok çalışırız babasıyla diye düşünüyordum.

Yeni bir doktordan randevu aldık, çok yoğun bir doktormuş ancak 15 gün sonraya randevu verdiler.

Bu tedavi boyunca gittiğim bilmem kaçıncı hastaneydi.

Oranızda buranızda parça var perde var diye ameliyat ettiler, biraz iyileştim, doktor tekrar bir operasyon geçirmem gerektiğini belirtti. Aradan biraz zaman geçti “şurada tıkanıklık varmış açalım ” peki dedik hooop yine ameliyat masası… Sonra “yokmuş, bize öyle geldi galiba!” dediler.

Çok yorulmuştum, insan acı çekmeye de alışıyordu, istediğin çok önemliyse,hiç şikayet edilmiyordu.Gıkımı bile çıkarmıyordum bana tüm bunları yapanlara, onlara kızmak istemiyordum ki, belki bebeğimi verirler bana diye, ”yaksınlar canımı ama getirsinler yavrumu yeter” diyordum.

Randevu günü doktor ” her uygulama sonrası vücudun biraz dinlenmesi gerek” diye uzun uzun anlattı,”eski doktorunuzla devam edin bence”diye de ekledi.”Başından beri takip edip operasyonlarınızı da o yaptığı için değiştirmemek en iyisi ” dedi.

Peki, ne yapalım şimdi… Dondurulmuş 14 tane embriyom vardı, onları deneyecekler, yapacak bir şey yoktu ki…

Kafam bu kadar karmakarışıkken, durup da hayatın akıp gitmesini izlediğimi sanmayın, ofis, evin günlük düzeni, bir balkon dolusu çiçeğim, işten arta kalan zamanlarda sırf sevdiğim için nikah şekerleri yapışım, kitap okumaya olan tutkum kafamı toparlamama yardımcı oluyordu. Aslında diyete başlamalı bu kilolar üzerime yapışmadan diye de düşünmeye başlamıştım.

Tedavi sürecinin en kötü yanı, kimle karşılaşsan hatta karşılaşmana gerek yok göz göze gelsen ucundan, ilk işleri “ne yaptınız?”demek oluyor. İyi niyetle yaptıklarına eminim ama herkese yeniden  anlatmak çok yorucuydu, aslında yorulan çenem değildi yüreğimdi. Herkes dua ediyordu. ”Allah’ım şu duaların yüzü suyu hürmetine” diyordum sürekli…

Haberlerde, evlilik dışı doğan bebeğini sevgilisiyle ormana götürüp bir ağaç kovuğuna bırakan bir kadının haberi izlemiştim. Canlı canlı, aç susuz, soğukta ” Allah’ım hikmetinden sual olunmaz da ona değil de isteyenin kucağına bıraksan bu melekleri” diye aklımdan geçiriyordum.

Bekleme sürem üç koca ay… Şimdi geçer mi bu 3 ay ya da geçer de delip de geçer desem.

Algıda seçicilik ya  tüm gazetelerde, internette bebek haberleri okuyordum, bir psikologa danışsam iyi olur aslında diye düşünüyordum, takıntı haline mi dönüşüyor farkında olmadan ki sebepsiz ısrarın kötü sonuçlarını tahmin edebilen bir sağduyuya sahip olduğumu biliyordum.

Ertesi sabah bir psikolog araştırmaya başladım.

Bir gün, ofisten bir arkadaşım masamda uyurken resmimi çekmiş, bir de konuşma balonu yapmış üstüne, tüm gruba mail atmış, Allah’ım rezalet ! Nasıl uyumuşum öyle, çok da erken yatmıştım oysa. Yoruluyordum galiba son günlerde..Bir de diyete başlamıştım ki, tadından yenmiyordu. İzmir’de yaşadığım çok uzun yıllara ve Giritli arkadaşlarıma rağmen ot yemekten hoşlanmayan ve genlerden gelen yeme zevkime taban tabana zıt diyet listemle, bakışarak oturdum bir müddet… Ama harfiyen de uyuyordum, halsizliğim de ondan olmalıydı.

Gelecek ay yeni denememiz vardı, inşallah bu kez olur çünkü bir daha kaldıramayacağımı düşünüyordum, bu kez de olmazsa” salacağım engine gitsin, herkesin çocuğu mu var, benim yazım da bu demek ki” deyip hayatıma devam edecektim.

Mens dönemimin başlayacağı tarihi not etmeliydim ki doktora 27. gününde gitmek için…

Bu tedavinin en garip tarafı sürekli bir “yumurtlama dönemi, yumurtlama günü “tabirleriyle dolu olması.. Doktorun ilk sorusu da o oluyor zaten “yumurtlama gününüz ne zaman? Bu iğneyi yumurtlama döneminde yaptırmanız lazım vs” hep aynı şeyler…

Kocama  “bu ay yumurtlama döneminde iki iğne yapılacak bana” dedim, gazete okuyordu, şöyle hafifçe dönüp ” hani yanımda oturduğunu görmesem bir tavukla evlendim sanacağım! ” dedi, haklı olarak…

Bu arada diyet devam ediyordu. Akşam yemeğinde biftek ve salata var, haftanın 4 günü biftek! Bu diyetisyenler bifteğin kilosu kaça bilmiyorlar galiba. Diyetisyene “biftek yerine kıyma yesem olmaz mı? “diye sordum. “Hanımefendi kıyma yağlı olur sırf kırmızı et olmalı” demişti.

Diyetisyen de tonton bir şey, bunu bana öneren arkadaşıma bir daha sormaya karar verdim, kendi dediğini yapamayan bana nasıl faydalı olacak bilemedim,” gerçi hocanın dediğini yap yaptığını yapma” derler ama…

Diyet yaptığım sürede bizim kasabın beni görünce gözlerinde TL işareti beliriyordu resmen, katkılarımdan dolayı bir çeyrek altın verir herhalde diyetin sonunda diye ümit ediyordum. Kilo verirsem şansımın daha yüksek olacağını söylemişti tüp bebek doktoru… Yani, of Allah’ım tıpkı yumurtlama gibi tüpçü de takılmıştı dilimize, ne menem bir yolculuk şu annelik yolculuğu, tam umuda yolculuk işte…

Umuduma..

Nevin AKBAŞ

 

Tags : AnneBebekHastalıkKanserKanser tedavisiKariyerSağlık

Leave a Response