close

Kaktüs ve sukulentlere (etli egzotik süs bitkileri) olan ilgim patron baskısı ve iş stresi nedeniyle ortaya çıktı. Bir gün öğle arasında işyerine yakın bir çiçekçide dikkatimi çeken bir bitkiyi satın alarak ofise getirdim. Sıkıntılı ve stresli anlarımda cam kenarına koyduğum bitkinin yanına gidiyor, durumuna bakıyor, zaman zaman da su veriyordum. İtiraf ediyorum bazen gizli gizli konuşuyordum da. Bitkiyle ilgilendikçe stresimin azaldığını gözlemledim. Çiçekçide gördüğüm kaktüs ve sukulentler o kadar güzel ve farklıydı ki sanki bazıları bu dünyadan değillermiş gibi bir görüntüye sahiplerdi. İşyerimdeki bitkiler birken iki, ikiyken beş, beşken on oldu bir anda. Evde stres yok mu? Var elbet. Birken beş, beşken on, onken elli oldu evdekiler de…
Bir süre sonra bu bitkiler stres giderici rolün ötesine geçip hobiye dönüştüler. Madagaskar’dan Japonya’ya, Peru’dan Endonezya’ya Dünya’nın dört bir yanından gelen bu bitkiler o kadar güzel ve farklılardı ki bende olmayan türler bulmak ve koleksiyonuma katmak için çıldırıyordum adeta.
Her bitkinin su, toprak ve ışık istekleri farklı. Dolayısıyla çok fazla olduklarında bakımları da bir o kadar komplike hale geliyor. Bu noktada eşimin çok desteği oldu. Toprak ve saksı değişimleri, gübreleme, sulama rutinleri oluşturma konusunda ciddi emekleri var. Yeri gelmişken kendisine buradan teşekkür etmek istiyorum.

Gelelim saksimiyimben’in doğuşuna. Bir gün saksı değişimi yaparken bitkinin iki adet yavru verdiğini gördüm. Bu iki adet yavruyu ufak iki saksıya, anneyi büyük bir saksıya aktardım. Sonra yavrulara baktığımda her canlının olduğu gibi kaktüs ve sukulentlerin de yaşamlarını sürdürmenin yanı sıra çoğalma çabalarının olduğunu fark ettim. O anda bu güzel bitkilerin çoğalması ve nesillerini devam ettirmeleri için bir şeyler yapma duygusuna kapıldım. Bu bitkiler her eve girmeliydiler. Böylelikle hem insanlara iyi gelmeye hem de var olmaya devam edebileceklerdi.
Çiçekçide satılan kaktüs ve bitkiler ya çirkin plastik üretim saksılarında, ya da teraryumlarda satılıyorlardı. Plastik üretim saksıları insanların evlerine sokmak isteyecekleri bir görselliğe sahip olmadığı için, teraryumlar da aksesuar ağırlıklı, bitkiyi ön plana çıkartmayan ve zaman içinde ölmelerine neden olacak yapıda sadece ticari amaçlarla dizayn edildikleri için bunların dışında bir yöntem bulmalıydım. Sonra eşimle düşünüp insanların ilgisini çekebilecek dekoratif her türlü objeyi kullanarak çalışma ortamları ve evlere uygun kaktüs ve sukulent saksıları haline getirmeye karar verdik. Dünya güzeli kaktüs ve sukulentleri birbirinden şık saksılarla birleştirmeyi amaçlayan “saksimiyimben” işte bu şekilde meydana geldi.


Amacımız ise; ulaşabildiğimiz her evde ve ofiste saksılarımız ve dolayısıyla bitkilerimizin olmasını sağlamak.

Gülberk Seven Altınöz

İnstagram

 

Tags : boyamaEl emeğiEvden çalışansaksı

Bir Yanıt Bırak