close
ebru-baybara

Mardin’de zor şartlarda yaşayan ama iyi yemek yapabilen kadınların hayatına dokunup, onlarla pişirdiği yemeklerle  girişimciliğe adım atan Ebru Baybara Demir, yeni projeleriyle Mardin’e ışık tutmaya devam ediyor.

‘Hayatım Yenibahar’ projesiyle Mardin’in geleneksel el sanatlarını kadınlarla birlikte yeniden yorumlayarak satışa sunuyor. Sadece kadınların değil okuyan kız çocuklarının da hayatına dokunuyor.

Değişeme olan inancıyla durmak bilmeyen Ebru Baybara Demir röportaj isteğimizi kabul etti. Şimdiden kendisine teşekkür ediyoruz.

*Küçük işletmelerin zor durumda olduğu bir dönemde ailenize rağmen Mardin’i tercih ettiniz. Kadınlara örnek olması adına biraz başlangıç hikayenizi anlatır mısınız?

1976 yılında Mardinli bir ailenin üçüncü çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geldim. Üniversitede turizm okudum ve gönlünü turizme verdim. 1997-1999 yılları arasında İstanbul Rehberler Odası ve Türkiye Turist Rehberleri Birliği’nin Genel Sekreterliği görevini yürüttüm. 1999 benim için değişimlerin yılı oldu. İki yaşındaki kızım ve eşimle sadece 3 yıldızlı bir oteli ve küçük bir lokanta dışında hiçbir turizm işletmesi olmayan Mardin’e yerleştim. Amacım Mardin’i turizm ile tanıştırmaktı. 1984 yılından beri devam eden teröre bağlı güvenlik sorunu nedeniyle Mardin ve çevre illeri ziyaret eden turist yok denecek kadar azdı. Ağırlıklı geçim kaynağı tarım olan şehirde, enerjinin pahalı olması sebebiyle tarımdan beklenilen verim alınamıyor, halk her geçen gün tarım çiftçiliğini bırakıyordu. Bir diğer geçim kaynağı olan sınır ticareti ise Ortadoğu’da yaşanan savaş ve krize bağlı olarak durma aşamasına gelmişti. Özetle, Mardinlilerin en önemli sorunu ise işsizlikti. Ben Mardin’e inanıyor ve fark yaratmak istiyordum. Birçok dinden ve kültürden insanın yaşadığı, Mezopotamya’nın Kuzey kapısı olarak bilinen Mardin’in kültürel farklılık ve tarihi değerleri ile turizmle kalkınabileceğine inanıyordum. Turizm, işsizlikle mücadele eden Mardin için yeni bir gelecek vaad ediyordu. Ancak, mevcut koşullarda halktan hiç tanımadıkları turizm sektörüne yatırım yapmalarını istemek çok zordu. Önce görüp, bilmeleri ve inanmaları gerekiyordu. Yabancı yatırımcı ise Ortadoğu’ya yakın olması sebebi ile bölgeyi riskli görüyor ve Mardin’e turizm yatırımından uzak duruyordu. Bir süre sonra bölgenin bu koşullarına alışamayan eşim ile  yollarımızı ayırdık. Eşim, İstanbul’a döndü. İnsanlara şehrin turistik ve kültürel değerleriyle para kazanabileceklerine ikna etmenin bir yolu olmalıydı…

Değişime inanmak ve değişimi başlatmak!

Bir süre az sayıda da olsa Mardin’e gelen turistlere rehberlik yaparak yaşamıma devam ettim. 2000 yılında bölgede rehberlik yaparken, gezdirdiğim Alman bir turist grubunu Mardin’in tek restaurantına götürüp, misafirleri yemeği beğenmeyince ertesi gün onları ailemin evine yemeğe götürmek zorunda kaldım. Ailemin kadınlarını ve komşu kadınları bir araya getirerek grubum  için yemek hazırlattım. Yemekler çok çok beğenildi. Bir saat olarak planlanan öğle arası üç saat sürdü.

Sofra, farklı kültürleri birleştirmiş, sofra sohbetleri paylaşımı artırmıştı. Evde hazırlanan geleneksel yemekler çok beğenilince, aynı sokakta oturan kadınları organize ederek turistlere evlerde yemek hazırlatmaya başladık. 21 ev kadını ile tarihi evlerde hazırladığımız geleneksel yemekler ile kurduğumuz  davet sofraları, herkes tarafından ilgi gördü. Artık ev kadınları yaşadıkları tarihi evlerde gelen turist gruplarına yemek hazırlıyor ve kendi evlerinde yaptıkları bu işten para kazanıyorlardı.

Ve Cercis Murat Konağı…

Şehri ziyaret eden bir gazeteci evlerde yapılan yemeklerden ve bu yemekleri yapan kadınlardan gazetesindeki köşe yazısında bahsedince Mardin’e gelen herkes bu cesur 21 kadının hikayesini dinlemeye ve yaptıkları yemekleri tatmaya gelmeye başladı. Misafirlerin sayısı ben ve benimle birlikte Mardin’deki değişime inanan 21 kadın, tarihi bir Süryani konağını özgün değerlerine uygun olarak restore edip, bir restaurant haline getirdik. Böylece Mardin’in ilk turistik işletmesi Cercis Murat Konağı açıldı. Mardin’in turizm dönüşümü de başlamış oldu.

İnsanların en iyi bildiği işten başlayarak yaşadıkları şehrin ekonomisini değiştirmek…

Restoranda kadın istihdamına öncelik vererek çalışanlarımızın çoğunu kadınlardan seçtik. Erkek egemen bir toplumda bir kadın ve ona inanan diğer 21 kadın açtıkları restaurantla insanların en iyi bildiği işten başlayarak bir şehrin ekonomisini nasıl değiştirebileceklerini diğer insanlara gösterdi. Mardin’de Cercis Murat Konağı örneğinden yola çıkarak Mardin’de yaşayan diğer insanlar, zamanla tarihi evlerini restaurant ve otele çevirerek turizmine yatırım yapmaya başladılar. Üstelik yabancı yatırımcıya gerek kalmadan… Cercis Murat Konağı’ndan önce 1999 yılında resmi kayıtlara göre Mardin’i ziyaret eden turist sayısı 11 bin ve yatak kapasitesi 220 iken, 2014 yılında turist sayısı 800 bin ve yatak kapasitesi 5800’e ulaştı.

Kaybolmakta olan mutfak kültürünü tanımak ve tanıtmak…

İşletmeciliğin yanı sıra mutfakta da olmak istedim. Ortadoğu ve geleneksel Anadolu mutfağı konusunda 10 yıl süreyle araştırmalar yaparak özellikle kaybolmaya yüz tutmuş ve giderek bölgede nüfusu azalan Süryani kültürünün yemeklerinin özgün reçetelerini gün ışığına çıkarttık. Bu bilgileri ekibine de öğreterek reçetelerin kaybolmaması ve gelecek nesillere aktarılması için kayıt altına aldık. Kendimi geliştirerek iyi bir şef olabilmek için çok çalıştım.

Sürdürülebilir Ekonomiler Yaratmak…

Başarıyı diğer kadınlara aktarmak ve bunu geliştirme zamanı gelmişti.

Mardin Cercis Murat Konağı’nın kurulmasıyla bölgede yakaladığı başarı ve bölgeye sağladığı ekonomik fayda sayesinde 2001 yılından itibaren ulusal ve uluslararası birçok özel ve kamu kurumu ile sürdürülebilir geleneksel ekonomiler yaratma konusunda örnek projeler gerçekleştirdik.

Mardin’de hiç eğitimi olmayan hatta çoğu okuma yazma bilmeyen ev kadınlarına yaptıkları yemeklerden nasıl para kazanacaklarını öğreterek, 200’den fazla kadının ve gencin iş ve meslek sahibi olmasını sağladık.

*Mardin muhafazakar bir toplum yapısına sahip. Kadınları evin dışına çıkarttığınızda tepkiler aldınız mı?

Tabi ki aldım. Üstelik bu işin başında bütün bu işleri yapmaya cesaret gösteren boşanmış bir kadın olarak  işe başlamak işin en zor kısmıydı. 2000 yılında bir kadın alışılmışın dışında bir iş yapıyor, içkili bir restaurant açıyor. Mutfağında kadınlar çalışıyor: Küçük bir toplumda tüm bunlar için bir kadın için ne söylenebilirse hepsi söylendi. Biz duymadık söylenenleri ve inandığımız gibi yolumuza devam ettik…

*Mardin turizmine önemli katkılarınız var. Urfa’da da çalışmalarınız oluyor. Başka şehirlerde de projelerinizi işler hale getirmeyi düşünüyor musunuz?

Yaptığım projelerin sadece Türkiye’nin değil dünyanın her yerinde kırsal kalkınmada öncelikli yerlerde ve mültecilerin yoğun yaşadığı ihtiyaç duyulan yerlerde uygulanabileceğini düşünüyorum.

Ben  işlettiğim restaurantın bölgede insanların hayatlarını yeniden kurabilmeleri için araç olduğunu düşünüyorum. Bu başarı çerçevesinde  başka istihdam projelerinin hayata geçirilmesine katkı sağlayacağını ve başka yerlerde uygulanabilmesi için rol model olacağını düşünüyorum.

*17 yıldır Cercis Murat Konağı Restaurant ile geleneksel Mardin mutfağını en özgün haliyle misafirlerinize sunuyorsunuz. ‘İyi yemek, iyi malzemeden’ mottosunu destekliyorsunuz. Bu noktada bölgeye özel yetiştirilen ürünler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

*Mardin’in geleneksel el sanatlarını yeniden yorumladığınız ‘Hayatım Yenibahar’ projesini dernekleştirdiniz. Derneğin çalışmalarından biraz bahseder misiniz?

Bölgedeki işsizlik sorununun ve Suriyeli mülteci sorununun, istihdam projelerinin geliştirilmesiyle ile aşılacağına ve büyük şehre göçlerin bu şekilde önlenebileceğine inandığımdan 2017 yılında kurduğum Hayatım Yenibahar Derneği ile Türkiye’nin önde gelen iş insanlarının, fikir önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve basının da desteğiyle, kırsal kalkınmada öncelikli ve özellikle mültecilerin yaşadığı yerlerde başta Gastronomi olmak üzere meslek edindirme kursları açarak, bu insanların istihdamı konusunda öncü olacak bir dernek faaliyetine devam etmekteyiz.

Mardin Cercis Murat Konağının başarısı ve Birleşmiş Milletler ile Harran’da gerçekleştirilen Yerel Gastronomi projesi model alınarak, Hayatım Yenibahar Derneği çatısı altında tüm Türkiye genelinde projeler yaygınlaştırması için çalışmaktadır.

*‘Hayatım Yenibahar’ projesinde yapılan takılar ve hediyelik eşyalar yurtdışında da satışa sunuluyor. Şu anda kaç kadına istihdam sağlıyorsunuz?

Beş kişi ile başlayan projede  Mardin Artuklu Belediyesinin desteği ile toplam elli kadın istihdam edilmektedir.

*Bazı özel günlerde Eataly İstanbul ‘Hayatım Yenibahar’ projesine destek oluyor ve  nefis lezzetler Mardin’in dışına çıkmış oluyor böylece.Bölge dışına çıkardığınız kadınların yüzündeki mutluluğu görmek müthiş bir duygu olsa gerek.

Bunun tek bir adı var hepimiz için başarının verdiği “Gurur”

*Dünyanın en prestijli şef yarışmalarından biri olan BasqueColinary World Prize’de 110 şef içinden ilk 10 kişi arasına girmeyi başardınız. Bu yarışmanın özelliklerinden biraz bahseder misiniz?

2016 yılının Ağustos ayında UNHCR’nin desteği ve komşu şehir Şanlı Urfa’da Harran Kaymakamlığı işbirliği ile Urfa’nın Harran ilçesinde Harranlı kadınlar ve Suriyeli mülteci kadınlardan oluşan 83 kadın ile “Amazon Kraliçeleri Projesi”ni hayata geçirdik.

Projede Sanayi üretiminin yaygınlaşması, geleneksel üretimi bitmekte olan bölgesel ürünlerden biber ve domates salçasının tekrar geleneksel yöntemlerle daha üstün kalitede üretilmesini teşvik edilmesini sağladık. Kadınlara geleneksel yöntemler ve hijyen kurallarına uygun olarak hazırlattığı biber ve domates salçalarını büyük şehirlerdeki marketlere satarak kadınların bundan gelir elde etmelerini sağladı. Bir marka oluşturuldu. Ayrıca proje kapsamında Harran yerel ve Harran Mülteci Kampı’ndaki geleneksel mutfak kültürünün envanteri çıkartılarak reçetelendirildi ve kayıt altına alındı. Toplam 160 kişiye Harran’da mutfak eğitimi verildi. Eğitmen olarak yetiştirilen 6 kadının işbaşı eğitimlerini ise İstanbul’daki Eataly’nin içerisinde açtığı Cercis Murat Konağı’nda tamamladı. Bu kadınlardan 3 tanesi hala Eataly’de çalışmaktadır. Okuma yazması dahi olmayan pamuk tarlasında geleneksel aile işçisi olarak çalışan kadınlar, eğitimlerini Eataly’de tamamladılar. İstanbul ve Fransa Lyon’da gerçekleştirilen Sirha Gastronomi Fuarına katılarak ulusal ve uluslararası tecrübe kazandılar ve fuarlarda yaptıkları yöresel yemekleri ile büyük beğeni topladılar. Proje sonunda sertifikalarını alan108 katılımcı ilçedeki mülteci kamplarında ve kamu yemekhanelerinde çalışmaya başladılar. Sağlanan başarı sebebi ile gastronomi sektöründe iki firma birbirinden bağımsız olarak İspanya’da düzenlenen, mutfaktaki başarısını toplumsal faydaya dönüştüren şeflerin ödüllendirildiği BasqueCulınary World Prize yarışmasına beni  aday gösterdi.  Harran Gastronomi Okulu Projesi Dünyada 30 ülkede 110 şef arasında ilk on şef arasında yer aldım.

*Harran Gastronomi Okulu projesiyle bölge halkı dışında Suriyeli mültecilerin hayatlarında da bir değişim gerçekleştiriyorsunuz. Ülkemizde gastronomi dediğimizde neler söylemek istesiniz?

Klasik bir laf olacak ama Anadolu mutfağının hakkettiği yerde olmadığını düşünüyorum. Zengin yemek kültürümüze rağmen gastronomi kavramı hayatımıza son zamanlarda girdi. Daha çok yol almamız lazım diye düşünüyorum. Kültürümüzü, ürünümüzü, yemeklerimizi tanımalı ve tanıtmalıyız.

*Tüm bunların  dışında kitaplarınız da var?

Şu anda baskıya hazır dört kitabım var. İlk olarak biyografi kitabım Martı Yayınlarından yıl sonunda çıkacak…

* Türkiye’de girişimci olmak ve hatta girişimci kadın olmak zor mu sizce?

Tabiki zor! Kadın başına ne işin var! lafının tüm kadınlar cesaretle yapmak istedikleri her işte mutlaka birkaç kez duymuşlardır.Bu anlamda aşmanız gereken engel çok. Ama ben Türkiye’nin en zor coğrafyasında başardığım her şeyin arkasında durun güçlü kadınların desteğini alarak ilerledim. Herşeye rağmen kadınların inandıkları herşeyi başarabileceklerine inanıyorum.

* Kadın istihdamına destek olma konusunda yapılanlar yeterli mi sizce?

Yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ülkemizdeki kadın istihdam rakamları hala bir çok gelişmiş ülkenin çok gerisinde duruyor.

*Hikayesi Girişim üyelerine, girişimci olmak isteyen ve olan tüm kadınlara bu konuda çok değerli önerilerinizi rica etsek?

Kadınlar düşlesinler ve inansınlar… Ben kadın ruhunun zarafetine ve gücüne inanıyorum. HER İSTEDİKLERİNİ YAPABİLECEKLERDİR.

Teşekkürler

Tags : BasqueColinary World PrizeCercis Murat Konağı RestaurantEbru BaybaraGirişimci kadınHarran Gastronomi OkuluHayatım YenibaharKadın girişimciKadın İstihdamıMardinMardin Artuklu BelediyesiMardin Cercis Murat KonağıUNHCR

Leave a Response