close

Bugün ki röportaj konuğumuz spiker, sunucu, eğitimci ve okul
müdürü Elçin Işıdan.
Kendisine şimdiden teşekkür ediyoruz.
* Sizi kısaca tanıyalım

1981 yılının Haziran ayında  İstanbul da tipik bir Yengeç burcu olarak annemin tabiriyle simsiyah gözlerle ve dolu dolu saçlarla cin gibi doğmuş Elçin. Ailemin ve anne tarafımın tek kızıyım. Abim ve kuzenlerim var.. Anlaşıldığı gibi koruyanım çok. Baba tarafında da aynı itibar var tabii ki.

Çok şükür iyi bir çocukluk geçirdim ben. Dolu dolu yaşatıldı her şey bana ailem tarafımdan. İyi okullarda okudum. Zaman zaman tökezlesem de J ‘’ hadi kızım,yaparsın’’ diyen bir koruyucu meleğim oldu hep hayatımda ANNEM J  Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü bitirir bitirmez kendimi buldum çocukların arasında.. Ama benim için okumak hiçbir zaman bitmedi. Kurslar,eğitimler,seminerler hayatım boyunca hep devam etti. En son aldığım Diksiyon-Spiker-Sunuculuk eğitimimle son buldu. Son mu? Artık yaşayıp,göreceğiz.

*Öncelikle çocukluk hayaliniz olan işi mi yapıyorsunuz?

Evet çocukluk hayalimdi bu benim.. Öğretmen olmak. Hayalim yıllardır ellerim de.. İlkokul da okurken ilkokul öğretmenimin yerine koyardım hep kendimi. Sınıfı bana teslim etmişliği bile vardır. İlkokul öğrencisi Elçin daha o zamanlar da sınıf ile baş başa kalmanın hazzını yaşardı. İstedim ve oldum.. Bence herkes hayalinin peşinden koşmalı. İstedikten sonra yapılamayacak bir şey yoktur. Bu da nacizane tavsiyem olsun.
*Özel bir anaokulunda idareci olarak çalışıyorsunuz. Velilerle ve öğrencilerle bir eğitimci olarak iletişiminiz çok iyi. Bu noktada çocuklar ve ebeveynler için, anaokuluna başlama sürecinde uyum sağlayabilmeleri adına neler söylemek istersiniz?

Bahçeşehir bölgesinde özel bir kurum da Okul Müdürü olarak görevime devam ediyorum. Biz Anaokuluyuz. Dolayısıyla her şeyin temelinin atıldığı,sevgi ve hoşgörünün doruklara ulaştığı,yaptıklarınızın en güzel dönüşlerinin  anında aldığımız bir durumdayız biz anaokulcular. Uyum süreci dediğimiz oryantasyon dönemi anaokullarının olmazsa olmazlarından olmalı. Hem çocuğun,hem ailenin bu süreci kaliteli atlatabilmesi adına okulla işbirliği  içerisinde devam ettiriyor olmaları çok önemli. Anne ve babalara çok iş düşüyor. Sabretmek,net olmak ve çocuklarına bu kararlılığı göstermeleri bu süreçte çok önemlidir. Çocuğa bıraktıkları an düğüm kopacak ve bir daha düğümü atmak oldukça zor olacaktır. Aslında bu süreç için inanın söylenecek çok fazla şey var. Hem okul ve eğitimciler adına,hem de ebeveynler adına. Güvenmek.. Sabretmek.. Sevgiyi kaybetmemek en kilit cümleler olmalı.  Çocuğunuzu göndermek istediğiniz kuruma güvenin. Eğitimcilerine güvenin. Siz ebeveynler emin olun ki; evlatlarınız için,onların geleceği için çok güzel adımlar atıyorsunuz. Buna inanın ve sonuna kadar net olun. Her şey çocuklar için .

*Eskiden çok küçük yaşta olan çocuklar kreşe ve anaokuluna
gönderilmezdi.Ancak anne çalışıyorsa ya da okul öncesi dönemde kreşler ve anaokulları tercih edilirdi. Oysa şimdi herkes çocuğunu anaokullarına gönderiyor. Sizce bu değişimin sebebi nedir?

Eskiden bu kadar anaokulu yoktu. Çünkü Okul Öncesi tercih edilen bir sektör değildi. Sonradan bu kadar ayyuka çıktı ve iyi ki oldu 🙂 Anneler genel de ilkokula başlayana kadar çocuklarını evde bakmaktan taraflardı. Zamanla bir çok şey gelişti. Teknoloji çağa adım attık. Ebeveynler bir noktaya kadar çocuklarına yetmeye başladı. Anaokulları çoğaldı. Bu işin erbabı dediğimiz,okulunu okumuş ve kendini eğitime adamış,ticari kafada olmayan insanlar tarafından anaokulları çoğalmaya başladı ve böylece herkesin bilinç noktası arttı. Anaokulları bakım ağırlıklı yerler değildir. Anaokulları çocukların her alanda başarı sağlamasına olanak sağlayan eğitim kurumlarıdır. Kreşler evet bakım ağırlı olup,0-3 yaş arası hizmet vermektedirler. Yeri gelmişken bunu açıklamak istedim. Çünkü halen daha biz Anaokullarını bakım ağırlı gören  ebeveynlerimiz mevcut. Şimdi özellikle anneler çalışsalar da ,ev hanımları olsalar da çocuklarını mutlaka bir anaokuluna göndermekten taraflar. Çok da güzel yapıyorlar J Son zamanlarda duyduğum cümle ‘’ Ben artık yetemiyorum’’ … Çünkü çocuğun sosyalleşmesi gerek. Arkadaş ilişkilerini kuvvetlendirmesi gerek. Paylaşmayı öğreniyor olması gerek..  Özbakım becerilerini kendi karşılayabiliyor olması gerek ve tabi ki eğitimin içinde yoğurulması gerek. İşte bu bilinçte olan ebeveynler güzel yüreklerini bizlere emanet ediyorlar.

 

*Öğretmenler öğrencilerine hep soru hazırlar. Peki siz eğitimci
olarak kendinize neler soruyorsunuz?

Ben yaptığım tüm öğretmen toplantılarında ve verdiğim seminerlerde hep şunu derim. Bizim mesleğimizin öğrenme sonu yok.. Ucu hep açık. Sürekli her sene kendinize bir yenilik katmak durumundasınız. İyi bir araştırmacı ve yenilikleri uygulayan, kendinizden bir şeyler katan bir eğitimci olmanız gerekiyor. Hep derim,sanırım da hep diyeceğim. Bizler Anaokulu Öğretmeniyiz. Her bakımdan hassaslık yönümüz ve yenilikçi tavrımız sürekli üst düzeyde olmak durumundadır. Halen daha yıllardır bu mesleğin içerisin de olmama rağmen ne kadar sevgi verebiliyorum öğrencilerime diye sorarım. Örnek olabiliyor muyum diye düşünürüm. Çünkü bir anaokulu öğretmeni duruşuyla,giyimiyle,konuşma ve uslübüyle, davranışlarıyla öğrencilerine örnek olmalıdır. Rol model olmak.. Bunu lütfen unutmayalım.

*Eğitimci kimliğinizle anne-babalara çocukları yetiştirirken
yararlanabileceği kitap önerileriniz var mı?

Aslında yaparak-yaşayarak öğrenme metodudur benim kitabım 🙂 Çok fazla kitap önermeyi sevmiyorum. İç sesimiz çok önemli. Sosyal medya bence bir şeyleri araştırmak yada paylaşmak adına oldukça aktif bir mecra. Her çocuk farklıdır. Her aile yapısı da farklıdır. Sizler kendi dünyanız da doğru olan yolu seçebilirsiniz. Elbette bu işin duayenleri ve bilgi dolu kitapları çok mevcut. Mutlaka destek alınabilir. Ama iç sesinizi ve çocuğunuzun ruh dünyasını,kişilik yapısını sizler çok daha başarılı şekillendirebilir ve onlar için en iyisini seçebilirsiniz.

*Çocuklarla iyi iletişim kurabilmek adına üç sihirli sözcük söyleyin desek…

Üç mü 🙂 Bence tonlarca var… Ama her şeyin başı SEVGİ..  Sevgi,Bakış ve Dokunma duygusu. Çocuklarımıza sadece bakarak bu duyguyu vermek yersiz. Ona dokunmak,sırtını okşamak,öpmek,yüzünü sevmek.. Ben hep senin yanındayım mesajını vermek.. İyi iletişim kurmak için en baş adımdır bence.. Çocuklarınızın da bir birey olduğunu unutmamak gerekir.

‘’Seni önemsiyorum ve senin söylediklerine değer veriyorum.’’. mesajını vermek.. En önemli değer noktası bence.

*Kahvemize eş, çayımıza dem ve yemeğimize ortak olmak için
yeniden tv programlarında sizi görecek miyiz?

En sevdiğim sloganım 🙂 KAHVENİZE EŞ,ÇAYINIZA DEM,YEMEĞİNİZE ORTAK  OLMAYA GELİYORUM 🙂 Tv programım da en dikkat çeken sloganım oldu bu. Aslında çıkış hikayesi de bir anda jenerik çekimi yapılırken dökülüverdi ağzımdan. Kameralar kapandığın da ‘’ ne dedim ben’’ diyerek stüdyoda kahkahaların havada uçuştuğunu bilirim 🙂  Bu sloganla yeni programlarda göreceksiniz inşallah. Çok keyif aldığım ikinci mesleğim bu benim.. TV başka bir dünya.. Sihri çok büyük. Sonradan hayatıma eş oldu bu meslek. Bu mesleğin en büyük mimari sevgili arkadaşım Haber spikeri ve Tv Programcısı Özge UZUN dur..  Canım’ a bir kez daha sonsuz teşekkürler..

Bu aralar jeneriği de çekilmiş olan,sosyal medya da reklamlarımın yapıldığı bir Ana haber sunuculuğu gündemde. Henüz başlayamadım. Çünkü kanalın teknik bir takım giderilmesi gereken durumları ortaya çıktı. Bekliyorum hâlâ 🙂 Bekle denildi bana. Ama ben yine bir zaman gelsin ve şen kahkahamla kahvenize eş olayım,çayınıza dem,yemeğinize ortak olayım konuklarımla birlikte 🙂

*Yaz mevsimini sevdiğinizi okumuştum. Enerjinizi göğün ve
denizin ışıltısından mı alıyorsunuz acaba.Yoksa siz de mavi
huylulardan mısınız?

Mavi bir renk değil,huydur bende..  Mavi huzurdur. Denizdir. Gökyüzüdür. Ben yaz çocuğuyum. Bildiğiniz güneşin,kumun,denizin hastasıyım. Sahil kasabasın da yaşamak tek dileğim. İzmir.. Gönlümün şehri.. Çeşme-Alaçatı.. Vazgeçilmezim. Hepsin de mavinin huzuru vardır bende.  Enerjim işte bu sayede hep yüksekte.. Yaş olmuş 35 ama ruhum inanın 25 🙂 Çocuk tarafım hiç bitmedi. Sanırım bu gidişle bitmez de 🙂 Çünkü.. MAVİ BİR RENK DEĞİL HUYDUR BENDE 🙂

*İş hayatı dışındaki Elçin Işıdan neler yapar?

İş hayatının dışında  Elçin ( eğer vakit bulabilirse ) evin de dergilerini okurken kahve içmeye bayılır. Türk kahvesi olmazsa olmazlarından. Hafta sonu gezilerinden büyük zevk alır.  2 günlük İstanbul’dan uzaklaşmalar ruhumu tazeler. Dostlarıyla bir akşam yemeğinde buluşmaya bayılır. Arkadaşlarımın bir çoğu evlidir. Genel de ev davetleri çok alırım. Giderim. Gitmezsem evden gelip,kolumdan çekerek almış dostlarım çok vardır.  Sahil de yürür,mavi huzur eşliğin de sohbetler ederim. İstediğim ve zevk aldığım her şeyi vaktim olduğu sürece yaparım.

Hayat her şeye rağmen EFSANE

*Son olarak Hikayesi Girişim, evden üreten ve girişimci olmak
isteyen kadınların buluşma noktası. Bu bağlamda kadınlara ne gibi önerileriniz olabilir?

Kendisi üreten,evden girişim sağlayan  ve bu bağlam da çaba sarfeden Kadınlara saygım çok sonsuz. Ne güzel yürekleri var onların. Üreten ve faaliyete geçiren. Her kadının yapmak istediği yada için de uhde kalan mutlaka paylaşımları vardır. İşte bu noktada iç seslerine kulak versinler. Asla pes etmesinler. Çabalasınlar. Uğraşsınlar ve hedeflerine ulaşsınlar. Çünkü bir şeyleri başarmanın ve ben yaptımın huzurunu hissetmesinin mutluluğu inanın hiçbir şeyde yoktur.  Siz bence bu konu da oldukça faydalı bir kurumsunuz. Girişimci kadınlara ön – ayak olmak. Sizin sesiniz olabilirler. Ve bu işe gönül vermiş,destekçi sizler gibi kişilerin yakalarını tutup bırakmasınlar 🙂 Herkes, istediği her şeyi yapabilir. İnanmak.. Sadece inanın. Başarmanın yolu istemekten geçer. İsteyin,inanın ve uygulayın. Gücünüzün,bilginizin,kuvvetinizin enerjisini hiçe saymayın..

Güzel sohbet için çok teşekkür ederim.

Tags : Elçin IşıdanKadın girişimciKariyerSpikerSunucuTV

Bir Yanıt Bırak