close

Sizden Gelenler

BlogSizden Gelenler

Umuda Yolculuk 1. Bölüm

umut

Nevin Akbaş, 20 yıl devlet memurluğu yaptı.Önceleri oğluna hamileyken yakalandığı kanserle olan mücadelesini kazanmak için kurduğu küçücük atölyesinde, şimdilerde el emeği ürünler yapıp satıyor ve hobi kursları veriyor.Oğlu şu an 7 yaşında..

Nevin Akbaş, yukarıda, sadece üç cümle ile özet geçtiğimiz,  sonu mutlulukla biten ama bir o kadar da zorlu geçen hikayesini bizlerle, sizlerle paylaşmak istediğinde biz çok mutlu olduk. Okudukça sizde bu hikayede yol almaktan dolayı duyacağınız heyecanın yanında, insan inanırsa her türlü zorluğa göğüs gerebileceğini göreceksiniz.

Bir bebeğim olsun istiyordum..

Minicik, mis kokulu.. Doğuştan gelen iç güdülerden midir nedir bilmiyorum ama ben bebekleri çok seviyorum  ama kucağımı dolduracak bir varlık, bir ten, bir gülüş eksik içimde…

Birkaç doktorla konuştuk, hiçbir sorun görünmüyordu eşim ve bende.  Ama benim yaşım sınıra yaklaşıyordu, doktora bir randevumuz daha vardı, güzel şeyler duymak umuduyla gittik.

Bir gün ofisin tuvaletinde yaşı bana çok yakın bir arkadaşımla karşılaştım, beni görür görmez kaçar gibi çıktı gitti, selamımı bile ağzında geveleyerek aldı. Neden acaba, kırdım mı bilmeden? diye düşündüm. Belki de canı bir şeye sıkılmıştır öyle ya dedim.

Odaya döndüğümde mesai arkadaşlarıma olayı anlattım. Arkadaşlardan biri demin ki arkadaşın 5 aylık hamile olduğunu, benim fark edip etmediğimi sordu. “Fark edemedim çünkü beni görünce apar topar çıktı” dedim.

Öyle şaşkın bakmış olmalıyım ki arkadaşım Ayşe; “yanlış anlamamamı ama tuvalette karşılaştığım arkadaşın da çok uzun yıllardır bebeği olmadığından, şimdi hamile kalınca sanırım nazardan korkmuş olabileceğini” söyledi.

Nazar? Ben? Neden?

İnsan böyle bir habere ancak sevinebilir, en azından ben. Ben elde edemediğim hiçbir şeyi, başkasının elde ettiğini gördüğümde kıskanmadım, iç geçirmedim, Allah’ın bir bildiği vardır dedim hep, ben o, o da ben olsaydık, konuşurdum ben onunla, tedavi gördüğüm doktordan söz ederdim, görüşsün isterdim, moral verirdim. Kaçmazdım… Kaçmama içerler ve aynen bana söylendiği şekilde algılar diye, uzun uzun kalırdım yanında.

Olmayan bebeğim, beni duyuyorsan çabuk gel e mi, bak artık hamilelik haberlerini de vermiyorlar annene, doğum müjdelerini de… Benden çok başkaları dert etmiş durumda, senin olmanı ya da olmamanı, oysa ben zamanın geldiğinde geleceğini bilerek,umutla uyanıyorum her sabaha…Bir sürü benzer şey duyuyorum olur olmadık yerde, üzülüyorum, bu kadar kötü müyüm ki ben, bakınca zarar vereyim bir şeylere? Diye düşünüyordum.

-Bebeğim, minik kuzum, orada mısın?

Görüştüğümüz doktor “bir an önce tüp bebek tedavisine başlamalısınız “dedi. Tüp bebek tedavisi ile ilgili öyle çok şey okudum ki ne doğru ne yanlış , kafam karmakarışıktı…Biri “bu bir sektör ve gerekmese de tüp bebek tedavisine başlatıyorlar” diyor doktorlar için , diğeri “geç kalırsan çok üzülürsün doktoruna güven ve hemen başla” diyor.

Doktor yaklaşık 21 gün sürecek olan ilaç tedavisi, sonra transfer ve bekleyiş süresinden bahsetmişti. Annemi çağırmamı önerdi arkadaşlarım, transfer döneminde istirahat etmem gerektiği için.

Bu dönemde her akşam iğne olmaya gittim hastaneye, alışmıştım, kocam olmasa da gidip geliyordum, acilde yapılıyordu iğne ve 1-2 dakikada bitiyordu.

Zaman buldukça internette bu durumdaki kadınların hikayelerini okuyordum, çoğu benim yaşıma yakın, tehlike sinyalleri çalınca panik yapanlardan ama çok genç yaşta olanlar da vardı aralarında.

İğnelerden delik deşikti her yerim, hastanede yapılanlar dışında bir de ben evde göbeğimden bir iğne yapıyordum her gece, yapamam zannederdim ama konu bebek olunca sıkıveriyor insan dudaklarını…

İşe gitmek öyle zor geliyordu ki, kafam sadece bu konuya endeksli çünkü. Ya transfer dönemi ? Zaten 15 gün iznim var, onu da transfer döneminde kullanırsam ? İlk seferde tutar mı ki? Ola ki tutmadı aynı doktorla mı devam etmek lazım, başka bir klinikte mi? Kimisi sürekli ayaktaydım tuttu diyor kimi hiç kalkmadan yattım tuttu? diyor aklımda bir çok soru vardı.

Yani çorba oldu her şey kafamda…

15 günlük transfer dönemini evde geçirmiştim, annem de yanımdaydı, babam gelemedi ama her gün aramıştı.

Kan tahlilinin yapılacağı günden önceki gece ” inşallah pozitifdir” diye sabaha kadar dua ettim. ”Allah’ım sen büyüksün” diyerek Ona sığındım.

Hastanedeyken bizim gibi bir aile vardı sonuç bekleyen… Kadının tahlil sonucu pozitifmiş, tüm aile gelmişlerdi, bayram yaptılar resmen,” bize de yaşat Allah’ım” dedim içimden…

Karnım da kazınıp duruyordu, acaba bebişim geldi de karnı mı acıktı? diye düşündüm.3-4 gündür sol kasığımda da bir ağrı vardı, belirtilerden biriymiş, büyük bir ümitle ‘hadi inşallah’ dedim.

Doktorum orta yaşın üzerinde , gülümsemeyi ve soru sorulmasını pek sevmeyen bir adamcağızdı, sordukça cevaplıyor tabii ama ne bileyim, sordukça işte…Oysa ben bana anlatsın istiyorum; olasılıkları olumlu ya da olumsuz ne varsa işte…

Eşimin kauçuk ayakkabılarından oldum olası nefret etmişimdir, dibime gelene kadar sesini duyamıyorum, ne zaman dibimde bitip omzuma dokunsa farkediyorum onu,yanımda..Göz göze gelmiyordu benimle. Anneme bakıyor bir an, konuşmuyorlardı ama bir şey anlatıyor gibiydi sanki birbirlerine. Yanıma oturan eşim, her zamanki gibi uysal ve sakin bir şekilde:

-“Bu kez olmamış aşkım. Ama üzülme doktor böylesi daha iyi, ikinciye şansımız çok daha fazla” olduğunu söylüyor dedi. “Ama üzülme doktor” kısmından sonrasını duymuyordum, bir el alıp beni evime götürüyor, yorganın altına sokuyor, üstümü örtüyor ve ben ağlıyordum, ağlıyordum, ağlıyordum…

Nevin AKBAŞ

 

 

devamını oku