close

Geçmişten Günümüze El Sanatları

BlogGeçmişten Günümüze El Sanatları

Nakış ve Tel Kırma

tel-kirma

Ben Işın Aksoy. El nakışları eğitmeniyim. El nakışlarına gönül vermiş biri olarak konuyla ilgili öğrendiğim ne varsa severek paylaşıyorum.  10 yıldan bu yana tel kırma ve elde nakışı nakışseverlere öğretiyorum.   Özellikle Türk nakışlarının geri kazanılması, unutulmaması ve yenilenmesi en büyük arzum. Bu anlamda çokça çalışmalar yapıyoruz.    Nakış sevgisi sadece işleyip üretmekle olmuyor, biraz da araştırmayla büyüyüp gelişiyor.   Bu yüzden sizlere biraz konunun  tarihçesinden bahsetmek istiyorum.  Özellikle tel kırma tam bir Türk el nakışıdır ve ülkemizin güzel yörelerinden biri olan Bartın’dan çıkmıştır. Önce biraz nakışın  nasıl doğduğuna bakalım.

Nakış önce dikişle ortaya çıkmıştır. Çıkış yerinin Asya olduğu söylenmektedir.  Bazı kazılardan çıkan heykellerin üstlerindeki elbiselerin işli olduğu görülmüştür.  Asya’dan Yunanistan’a geçmiş ve oradan tüm dünyaya yayılmıştır. Desenler, ipler, kumaşlar o günlerin kültürlerinden, olaylarından, adetlerinden yararlanılarak kumaşlara nakşolunmuştur.  Zamanla hayal gücü kullanılarak ve yayılarak günümüze ulaşmıştır. Türk işleme tarihinin ise çok eskilere dayandığını söyleyebiliriz. 13.yy’dan başlayıp 15.yy’dan sonra bölgelere göre şekillenmiş;   örf, adet ve bölge iklim şartlarına göre Türk kadının çeyizlerini, elbiselerini, kullanacağı eşyaların üzerlerini ince bir zevk ile motifler ve tekniklerle birleştirip sanat eserleri meydana getirmiştir.   Bu güzel eserlerin yayılması insanların birbirleri ile hediyeleşmesiyle gelişmiş fakat hayat şartlarının değişmesi  sonucu işlemeler azalmış, bu ince zevkler yok olmaya yüz tutmuştur.   İşte bu yüzden ben ve benim gibi nakışa gönül verenlerle, bu sanatı tekrar ortaya çıkarmak, modernize etmek ve tekrar sevdirmek için elimizden geleni yapmaktayız.

Şimdi biraz da tel kırma sanatına bakalım. Daha önce bahsettiğim gibi Bartın yöresine ait olan tel kırma gerçek bir Türk sanatıdır.  Araştırmalara göre ilk olarak 1800’lerin sonu ve   1900’lerin başında görülmüştür.   Bartın Halk Eğitim Merkezi’nin araştırmasına göre ilk tel kırma Katip kızı lakaplı Hatice Ağaçkıran tarafından  bulunmuştur. Tel kırma, bir nakış tekniği olan ‘sarma’dan çıkmıştır. İplerle yapılan sarma, gümüş telle de yapılırmış. Katip kızı da sarmayı yaparken tele düğüm atmayı denemiş ve makas kullanmadan kırmıştır. Telle artılar ve çarpılar yaparak tel kırmayı ortaya çıkarmıştır. Teknik her geçen gün gelişmiş ve bugünkü halini almıştır.  İlk zamanlar tülbentlere çarşaflara işlenen teller, hayal gücü ve teknolojinin ilerlemesiyle gelişerek her türlü kumaşa işlenir olmuştur. Bilhassa petek tüller başta olmak üzere sayılabilir kumaşların hepsine kolaylıkla işlenebileceğini söyleyebiliriz.  Özel  gümüş yassı bir iğnesi olan tel kırma sanatı, parlak gümüş telleriyle de  görenleri kendine hayran bırakan özel bir sanattır. Özellikle kına baş örtüsü modeli ile tanınan ve yayılan tel kırma, gelinlik kızların çeyizlerini güzelleştiren birçok ürünle de gönüllere taht kurmuştur. Ayrıca öğrenenlerden  birçoğu bu sanatı kazanca çevirmiş, büyük bir zevkle işleyip bütçesine katkıda bulunmuştur.     Bu anlamda, özellikle hanımları bu nakış türünü sevmeye, öğrenmeye ve paylaşmaya davet ediyorum.

Işın AKSOY

devamını oku